Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde ormanın derinliklerinde, hızlı ve çevik bir ceylan yaşarmış. Adı Tırtık’mış ve kendini çok önemli bir hayvan sanarmış… “Ben en hızlı ceylanım, kimse bana yetişemez!” diye övünürmüş. Tırtık bu kibri yüzünden diğer hayvanlarla pek arkadaşlık kurmaz, her zaman yalnız dolaşırmış.
Günlerde bir gün ormanda büyük bir yarış düzenlenmiş. Tüm hayvanlar bu yarışa katılmak istemiş. Tırtık da hemen yarışa katılmış ve diğer hayvanlara, “Sizin hiç şansınız yok, bu yarışı ben kazanacağım!” demiş. Tırtık’ın kibri, diğer hayvanları üzmüş ve onları biraz kırmış. Yarış başladığında Tırtık önde gitmiş ama bir süre sonra ayağı takılmış ve düşmüş. Bir anda ormanın derin çalılıklarında sıkışıp kalmış. Yardım istemek istememiş, çünkü gururu buna izin vermiyormuş. Tam o sırada Tırtık’ı diğer hayvanlar fark etmiş: yavaş ama dikkatli bir kaplumbağa, zeki bir sincap ve cesur bir kirpi hemen yardıma koşmuş. Hep birlikte Tırtık’ı sıkıştığı yerden çıkarmışlar. Tırtık bu yardımı görünce çok şaşırmış ve kalbi yumuşamış. “Beni affedin,” demiş Tırtık. “Sizlere kibirli davrandım ve yalnız olduğumu düşünmüştüm. Ama siz bana yardım ettiniz. Gerçekten arkadaşlığın ve birlikte olmanın değeri büyükmüş.” Hayvanlar gülümsemiş ve Tırtık’ı ormanın ortasına götürmüşler.
O günden sonra Tırtık kibrini bir kenara bırakmış, arkadaşlarıyla oyunlar oynamış, yardımlaşmayı öğrenmiş ve ormanda herkesle dost olmuş. Artık en hızlı ceylan olmasının yanında, en iyi dostlardan biriymiş. Masalda burada bitmiş. Kibir insanı yalnızlaştırır; arkadaşlık ve yardımlaşma hayatı güzelleştirir.

