Kirpi Poto ormanın en meraklı hayvanlarından biriymiş. Her sabah yuvasından çıkıp ormanı dolaşır, ilginç bir şey görüp görmediğini kontrol edermiş. Bir gün ağaçların arasında soluk bir ışık fark etmiş. “Bu da ne olabilir?” diye düşünerek ışığa doğru yürümüş.
Işık, küçük bir “ışık topu” gibi havada salınıyormuş. Poto bir adım yaklaşıp koklamış ama ışık topu hafifçe geri çekilmiş. Poto şaşırmış ama korkmamış. “Merhaba! Ben Poto. Sen de kimsin?” diye seslenmiş. Işık topu zayıf bir titreme çıkarmış ve yavaşça yere inmiş. Bu sırada sincap Lita dallardan atlayarak gelmiş. “Poto! O gördüğün şey bir orman parıltısı! Kaybolduklarında yollarını bulamazlar. Onu yuvasına götürmeliyiz.” Poto sevinmiş. “O zaman birlikte götürelim!” demiş. İkili ormanın derinliklerine doğru yürümüş. Yol boyunca ışık topu onlara rehberlik etmiş, bazen ileri sıçramış, bazen de ağaçların arasında dans etmiş. İkili bu yolculukta ormanın gizli yollarını, saklı mantarlarını ve parlayan yosunlarını keşfetmiş. Kaynağa vardıklarında ışık topu birden büyümüş ve aydınlık bir çiçeğin içine yerleşmiş. Lita mutlu bir şekilde, “Başardık! O artık güvende!” demiş. Poto ise yardım etmenin verdiği mutlulukla içi kıpır kıpır olmuş.
O günden sonra Poto merak ettiğinde sadece bakmakla kalmamış; yardım etmenin de keşfetmek kadar güzel olduğunu anlamış.

