Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, iki tane at varmış. Bu atlardan biri çok tembel, diğeri ise çok çalışkanmış. Atların sahibi bir oduncuymuş. Her gün ormana odun toplamaya gidermiş. Dönüşte de topladığı odunları atlarına yükler ve köyde satarmış.
Oduncu atların huyunu bildiği için tembel olan ata az yük yükler, diğerine ise çok. Zavallı at her seferinde tembel olan at arkadaşına yükünün yarısını alması için yalvarır ama arkadaşı her seferinde onu reddeder. Bir gün gene orman dönüşü atın yükü o kadar ağır gelir ki taşıyamaz ve oracıkta yığılıp kalır. Oduncu çaresiz odunları tembel ata yükler, kendisi de zavallı atı sırtına yükleyip köye döner. Ertesi gün zavallı at ayağa hiç kalkamaz. Ormancı çaresiz o gün ormana tembel atla gider. Tembel at zaten bir gün öncesinden çok yorgundur. O günde bütün odunları tek başına taşır. Artık yürümekte zorlanmaya başlar ve arkadaşına haksızlık ettiğini anlar.
Köye döndüklerinde tembel at arkadaşından özür diler ona bu haksızlığı yapmamış olsa bugün bu durumda olmayacağını bundan sonra yükleri eşit taşıyacaklarını söyler. Zavallı at bu duruma çok sevinir ve o günden sonra oduncu odunlarını iki atta eşit yükler. Böylece iki at uzun yıllar beraber mutlu mesut çalışırlar. Masalımız da burada bitmiş.

