Kurt İle Kuzu Masalı

Bir sabah, ormanın kalbinde ince bir dere kıvrılarak akıyordu. Güneşin ilk ışıkları suya vuruyor, suyun üstünde altın gibi parlayan halkalar oluşturuyordu. Dere kenarına küçük, bembeyaz bir kuzu geldi. “Ne güzel bir sabah,” dedi kuzu, “bu su tertemiz, serin ve pırıl pırıl.” O sırada, derenin yukarısından bir kurt çıktı. Gözleri kurnaz, yüzü yorgundu. Uzun süredir aç geziyordu. Kuzuya baktı ve kendi kendine, “İşte kahvaltım ayağıma geldi,” diye düşündü. Ama hemen saldırmadı; çünkü bahane bulmadan saldırmak ona bile haksız gelmişti. “Bir neden bulmalıyım,” dedi içinden sinsice.

Kurt kuzuya seslendi: “Hey küçük! Benim suyumu neden bulandırıyorsun?” Kuzu başını kaldırıp şaşkınlıkla baktı. “Ben aşağıdayım efendim,” dedi nazikçe. “Su sizin tarafınızdan bana doğru akıyor, nasıl bulandırabilirim?” Kurt bu mantıklı cevaptan hoşlanmadı. “O zaman geçen sene bana kötü sözler söyledin!” diye homurdandı. Kuzu daha da şaşırdı: “Ama efendim, ben geçen sene doğmamıştım bile.” Kurt bu cevabı da sevmedi. “O zaman seni tanımam, ama senin aileni bilirim! Hepiniz aynısınız!” dedi hırçın bir sesle. Kuzu sessizce başını eğdi, gözleri korkudan değil, üzüntüden doldu. “Ben kimseye kötülük etmem ki… Sadece su içiyorum,” dedi yavaşça. Fakat kurt artık bahanesini bulmuştu bile; adaletin değil, açlığın sesini dinliyordu.

Tam o anda, derenin öbür tarafından yaşlı bir köstebek çıktı. Her sabah toprağın altından çıkar, dünyayı dinlerdi. Kuzu ile kurdun konuşmalarını da baştan beri duyuyordu. “Dur bakalım Kurt,” dedi tok bir sesle. “Senin niyetin su değil, bahane bulmak! Her suçun ardında bir bahanen var. Ama bil ki kimse haksızlıkla doymamıştır.” Kurt köstebeğe baktı, sonra kuzuya… Bir an sessizlik oldu. Gözleri yumuşadı. Suda kendi yansımasını gördü; açlıktan değil, öfkeden yorgun düşmüştü. “Belki de haklısın,” dedi kısık bir sesle. “Yalnızlık da açlık kadar acı veriyor.” Kuzu başını kaldırdı: “O zaman birlikte su içelim. Belki dostluk, karnımızı doyurmaz ama kalbimizi ısıtır.”

O günden sonra dere kenarında iki farklı ses yankılandı: hırlama değil, dostça sohbetler… Kurt adaletin ne olduğunu, kuzu ise korkmadan konuşmanın değerini öğrendi.
Ve orman, o sabahın hikayesini uzun süre unutmadı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir