Ormanın en hızlı koşanı Tavşan Maviş, her işi aceleyle yapmasıyla tanınırdı. Maviş yürümeyi pek sevmez, her yere koşarak giderdi. Ona göre durmak zaman kaybıydı. Kuşlar uçarak, rüzgâr eserken Maviş de hep hızlanmak isterdi. Ancak bu hız, çoğu zaman onu fark etmediği küçük hatalara sürüklerdi.
Bir sabah Maviş’e önemli bir görev verildi. Ormanın öbür ucundaki geniş çayıra taze havuçlar götürmesi gerekiyordu. Maviş hiç düşünmeden sepeti sırtına aldı ve hızla yola çıktı. Ne etrafına baktı ne de dinlenmeyi düşündü. Koştukça koştu, zıpladıkça zıpladı. Ancak yol uzundu ve Maviş kısa sürede nefes nefese kaldı. Tam bu sırada, yol kenarında ağır ağır yürüyen Kaplumbağa Lino ile karşılaştı. Lino her zamanki gibi sakin ve düzenliydi. “Biraz dinlenmek ister misin Maviş?” diye sordu gülümseyerek. Maviş ise, “Benim dinlenmeye ihtiyacım yok!” diyerek hızla uzaklaştı. Fakat çok geçmeden Maviş’in bacakları titremeye başladı. Kalbi hızlı hızlı atıyor, sepeti taşımakta zorlanıyordu. Bir ağacın altına oturmak zorunda kaldı. O sırada Lino yanına geldi. Birlikte yavaşça yürümeyi teklif etti. Maviş bu kez kabul etti. Yavaş ama düzenli adımlarla ilerlediler. Dinlenerek, konuşarak ve etrafın güzelliğini fark ederek çayıra ulaştılar. Maviş hem görevini tamamladı hem de kendini daha iyi hissetti.
O gün Maviş çok önemli bir ders öğrendi: Hızlı olmak her zaman iyi değildir; sabır ve düzen başarıyı getirir. O günden sonra Maviş koşmayı sevse de ne zaman yavaşlaması gerektiğini hiç unutmadı.

