Küçük Sandal ve Büyük Deniz Masalı

Uzak bir kıyı kasabasında, ahşap iskeletli küçük bir sandal yaşardı. Limanın en sakin köşesine bağlıydı ve oradan denizin uçsuz bucaksız maviliğini izlerdi. Büyük deniz, dalgalarıyla gürlerken sandal her seferinde biraz daha ürperirdi. “Ben bu kadar küçükken o kadar büyük bir denize nasıl açılabilirim?” diye düşünürdü.

Her sabah balıkçı tekneleri cesurca limandan ayrılır, akşamüstü geri dönerdi. Küçük sandal onları hayranlıkla izlerdi. Gitmek istiyor ama korkuyordu. Rüzgârın sesini duyduğunda halatlarına daha sıkı sarılır, dalgalar yükseldiğinde kıyıya biraz daha yaklaşırdı. Ona göre deniz, sadece cesurlar içindi. Bir gün yaşlı bir balıkçı sandalın yanına geldi. Halatını çözdü ve “Bugün seninle kısa bir yolculuk yapacağız,” dedi. Küçük sandal titredi ama itiraz edemedi. Dalgalarla birlikte yavaşça ilerlemeye başladı. İlk başta korkusu büyüktü, ama dalgaların onu taşımaya çalıştığını fark etti. Rüzgâr yelkenini doldurdukça sandal dengede kalmayı öğrendi. Deniz, düşündüğü kadar korkutucu değildi. Bir süre sonra sandal kendini daha güçlü hissetti. Gün batımında kıyıya döndüklerinde, küçük sandal artık eskisi gibi değildi.

O gün sandal çok önemli bir şey öğrendi: Cesaret, korkunun hiç olmaması değil; korkuya rağmen yol almaktır. Artık denize her baktığında korkmak yerine, keşfetmenin heyecanını hissediyordu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir